bir cuma akşamı online reklam ve pazarlama konusunda son 10 senedir birlikte dirsek çürüttüğümüz dostlarımızla uzun ve derin bir sohbete dalmıştık. Aramızdaki en genç ve Adana’lı olanımız araya girdi ve; “cpc kampanyalarinda “helal click” istiyorsan belli bir birim maliyetini göz önüne alacaksın” dedi. Çok güldük “helal click” esprisine.. ama sohbetimiz sırasında “helal click” söyleminin ne kadar doğru olduğunu düşündüm..
CPC -click bazlı satın alım yapılan- kampanyalarda tamamen click maliyetine odaklanıldığında ne kadar da büyük yanlışlar yapılabildiğini bir çok kez deneyimlemiştik. %40-%50 bounce rate’lerin günümüz internet dünyasında “normal canım” olarak algılanmasına alıştık artık. Doğal trafik olarak tanımlanan “earned media” bile %20-30 bounce rate’ler ile affallarken, pre-roll video reklamlar, expandable banner’ların zorladığı isteksiz click’lerin %50 bounce rate performansları kabul edilebilirdi. Peki, parasını ödediğimiz click’lerin kalan %50′sini ne kadar iyi olçebiliyoruz ve amacımıza hizmet etmesini sağlıyoruz?
2011 Türkiye’sinde hala 10 reklamverenin sadece 3 veya 4′ünün gerçek anlamda sitelerindeki ziyaretçi davranışlarını tam anlamıyla analiz ederek internet kampanyalarını optimize ettiklerine tanıklık ediyoruz. Online reklam kampanyalarının yüzbinler ve üzeri bedellerle faturalandığı bir dönemde ziyaret ve dönüşüm optimizasyonlarının 3.000 – 5.000 TL maliyetler uğruna göz ardı edildiği bir ortamda sitelerindeki veya facebook fan sayfalarındaki ziyaretleri 1-2 dakika içerisinde tamamen kaçırdıklarını düşünüyorum.
Bu konuyla ilgili bir reklamcı dostumun son zamanlarda yaptığı en güzel isyan sanırım şu:
“Dear Client, you want me to generate clicks and that’s fair. But if I do that, will you take care of those clicks and nurture them?”